SENFONİ
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum
No Result
View All Result
SENFONİ
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum
No Result
View All Result
SENFONİ
No Result
View All Result
Ana Sayfa Kültür & Sanat

5. Senfoniyi dinlerken

  • Asim Besir
  • 23 Ekim 2026
5. Senfoniyi dinlerken

Her insanın ruhunda, içinde, derinlerde bir yerde güzeli, iyiyi, doğruyu sezen bir tarafı vardır mutlaka. Bunu sanat, estetik gibi alanlarda aşikâr olarak görürüz hep. Özellikle melodi gibi, ses hafızamızın çok güçlü olmasından kaynaklanan nedenler dolayısı ile, yerel kültür tarafından baskın/belirgin bir şekilde belirlenen ‘müzik beğenimiz’ buna çok iyi örnektir bence. 

Beethoven 5. Senfonisini dinler iken bana çağrıştırdıkları, bu hakikati bende yeniden düşündürdü.

Bu senfoniyi her dinlediğimde…

Bunu her dinlediğimde, iki şey uyanır hafızamda ve hissiyatımda:

Biri, Necip Fazıl’ın kendi sesinden okuduğu Çile şiiri. İlk adı da ‘Senfoni’dir bu şiirin. Fonda bu müzik vardır; Beethoven 5. Senfoni’si. N. Fazıl’ın sesinin tınısı, vurguları ve şiirin metni ile muhteşem bir uyum içindedir; şiirdeki mistisizmi de bütün derinliği ile insan içinde hissettirecek şekilde… Giresun’un bir kasabasında yetişen benim gibi taşralı birinin yakalamasının ve hissetmesinin çok zor olduğu, bu rafine, evrensel estetik tınıyı, seslerdeki ahenk ve güzelliği, insan içinde sayılamayacak kadar çok yere dokunmasının oluşturduğu harmoniyi N. Fazıl fark ettirmişti bana ilk defa. Daha bir sürü şeyi fark ettirip kazandırdığı gibi… Bugünden bakınca, onun kafa yapısının yargılama biçiminden ne kadar uzaklarda bir yerlerde olduğumu görüyorum şimdi halbuki. Bu durum ne tuhaf bir paradoks olarak gelir bana. 

İkincisi ise; bir zamanlar, gençliğimde, TRT TV de Berlin Filarmoni Orkestrası icraları vardı; “Pazar Konseri” olarak… Şef Herbert von Karajan idi. Çok ciddi, çok kararlı, yaptığı işe bütün benliğini vermiş, trans halde işini yapan bir beden dili içinde görünürdü hep bana. Konserin video görsellerinde; enstrümanların, salon ışıkları altında parlamaları; ritmin, enstruman ve detaylarının hareketlerindeki tezahürü (sanki enstrümanlar değil de sesi çıkaran, müziğin ritmi idi enstrümanları hareket ettiren), kameramanın yakaladığı muhteşem perspektifler ve bu perspektiflerin oluşturduğu geometrik şekiller… hem de rengarenk bir cümbüş halinde; parmaklar, tuşlar, yaylar, bagetler vs.  Ayrıca, bütün bu ritm, hareket, melodi, renk, ışık, senkronizasyon yanında, Karajan’ın elindeki batonun sert ve özgün hareketleri ve onun artistik saçlarının baş hareketleri ile sallanması, beni alır götürürdü hiç bilmediğim, o zamana kadar içimde var olduğunu hiç fark etmediğim bir yerlere… Benim gibi bir taşralı için bile, hipnoz olmuşcasına, büyülenmişcesine, melodinin anaforuna kapılıp derinlere sürüklenip gitmeye, içinde kaybolmaya neden olurdu. 

5. Senfoni gibi popüler eserler çok olurdu bu konserlerde. Kaç kere dinledim ondan bilemiyorum. Bu senfoni ile beraber Karajan’lı pazar konserleri, artık özdeşleşmiş durumda zihnimde.

Demem o ki her insan, biyolojik olduğu kadar sosyo-kültürel bir varlık olmasından dolayı yaşadığı coğrafyanın çocuğudur; doğal olarak. Ancak herhangi bir ‘lokal kültür’de yetişen her kişi de ‘insan’ olması ve insanlık ailesinin bir mensubu olması dolayısı ile bütün insanlığın ürettiği estetik, doğru ve iyi olanı, bilecek, görecek, anlayacak bir ‘donanım’a da sahiptir. İşte bu noktada, sanat, özellikle de müzik, dünyadaki lokal farklılıkları (coğrafya, ırk, din, gelenek) minimize etmede en önemli bir unsur gibi görünüyor. Aslında hepimiz vicdanımızda sanatın evrensel dilinin, insanlığa dair birçok sorunu çözebilecek potansiyelde olduğunu hissederiz; hem de en estetik bir şekilde.

Asım Beşir

39
OKUMA

AYNI KATEGORİDEN

Related Posts

Mevlâna ile içten bir diyalog

Mevlâna ile içten bir diyalog

Daha Fazla Yükle

MANŞETTEN

Tahta bavullardan kurulan tahtlara

Tahta bavullardan kurulan tahtlara

​ Ozan Yusuf Polatoglu

İçinde bulunduğumuz yolun başlangıç noktalarını hatırlarken, geçtiğimiz safhaları değerlendirirken, kendi kendimize, “nereden nereye” diye sormak durumunda kalırız. Şüphesiz değişen, gelişen...

Elyazısına elveda mı?

Elyazısına elveda mı?

​ Muhammet Mertek

Önce sayıları her geçen gün artan öğrencilerde düz yazı ve elyazısı problemini gözlemledi. Görev yaptığı okulda diğer sınıflarda edindiği izlenimlerini...

Kız Kulesi’ne sığınmak

Kız Kulesi’ne sığınmak

​ Arifhan Akpinar

Sıradan bir gündü. Sindrella’nın ayakkabısının diğer tekini de kaybetmiş gibi bedbin bir hali vardı. Beşiktaş’tan Taksim’e gelip oradan İstiklal Caddesi’ne...

EN ÇOK OKUNANLAR

Basılı medya ve kitapla birlikte dil de mi ölüyor?

Basılı medya ve kitapla birlikte dil de mi ölüyor?

Elyazısına elveda mı?

Elyazısına elveda mı?

Türküler, insan ve acılar

Türküler, insan ve acılar

SENFONİ – Toplum · Kültür · Sanat Dergisi

Senfoni; toplum, kültür ve sanatın farklı seslerini buluşturan bağımsız bir dergidir.
Yayımlanan yazılar, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır.

Son Yazılar

  • 5. Senfoniyi dinlerken
  • Tahta bavullardan kurulan tahtlara
  • Elyazısına elveda mı?

Kategoriler

  • Bilim & Felsefe
  • İnsan & Eğitim
  • Kitap – Yorum
  • Kültür & Sanat
  • Manşet
  • Toplum & Siyaset

© 2026 Senfoni · Toplum · Kültür · Sanat Dergisi | Tasarım INNOWelt | Künye | Veri Güvenliği

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum

© 2026 Senfoni · Toplum · Kültür · Sanat Dergisi | Tasarım INNOWelt | Künye | Veri Güvenliği