SENFONİ
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum
No Result
View All Result
SENFONİ
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum
No Result
View All Result
SENFONİ
No Result
View All Result
Ana Sayfa Kitap - Yorum

İnsan ve İllüzyonları

  • Muhammet Mertek
  • 17 Ocak 2026
İnsan ve İllüzyonları

Uzun zamandır bir dergiyi baştan sona bu denli keyifle okumamıştım. Kavramların insan düşüncesi üzerindeki etkisini ufuk açıcı metinler eşliğinde yeniden tecrübe ettim. Adeta bir meditasyon içinde derin düşüncelere dalarak… Yazıların her birinin alanında uzman akademisyen ve yazarların kaleminden çıkması, metinlerin etkisini belirgin biçimde artırıyor. Der blaue Reiter – Journal für Philosophie (Mavi Atlı) adlı felsefe dergisinden söz ediyorum.  

Dergi, kapak konusu “İnsan ve İllüzyonları” (Der Mensch und seine Illusionen) ile hem çağımızın düşünsel atmosferini hem de insanın varoluşsal çelişkilerini detaylıca ele alıyor. Akademik titizliği estetik bir duyarlıkla buluşturuyor; düşünmeyi kuru bir disiplin olarak değil, yaşanan bir deneyim olarak sunuyor. Yani felsefe yaparken hayattan kopmuyor; felsefeyi düşünce dünyasından koparanlara gelsin.

“İllüzyonların Gücü” başlıklı başyazı, Eflatun’dan Hegel’e, oradan Freud ve Nietzsche’ye uzanan geniş bir düşünsel çerçevede illüzyon kavramını tartışıyor. Her insanın belli ölçüde illüzyonlar yaşadığı vurgusu, derginin tamamına yayılan metinlerin ortak noktası. Başyazı, benlik anlayışımızın temellerini sorgularken, felsefeyi psikolojiyle, hatta edebiyatla buluşturan bir dil kullanıyor. İllüzyonlar bir hata olarak değil, insanın varoluşsal yaratıcılığının bir biçimi olarak niteleniyor. “Yanılsamaları yargılamak değil, anlamak” yaklaşımı, derginin genel tavrını özetler nitelikte.

Prof. Dr. Franz Josef Wetz’in “Mutluluk – Bir İllüzyon mu?” başlıklı makalesi, mutluluk kavramını pozitif psikoloji, doğa, toplum, beklentiler ve hayal kırıklıkları gibi farklı açılardan ele alıyor. Wetz, tüm hayal kırıklıklarının karşılanmamış beklentilerden kaynaklandığını belirterek şu saptamada bulunuyor: İnsanlar genellikle abartılı beklentilere sahiptir; bu durum çoğu zaman günlük rahatlıkların alışkanlığa dönüşmesinden ileri gelir. Bir kez olağanlaşan bu rahatlıkların değerine karşı duyarsızlaşırız. Süpermarket raflarının dolu olması gibi basit görünen örnekler, yaşam koşulları iyileştikçe takdir duygusunun aynı ölçüde artmadığını açıkça gösterir.

Siyasal bilimci ve felsefeci Dr. Maurice Schuhmann, Nietzsche ve din ilişkisi üzerinden insanın anlam arayışını inceliyor. Protestan bir papazın oğlu olan Nietzsche’nin hayatı boyunca dinle kurduğu gerilimli ilişki ve nihilizme uzanan düşünsel yolculuğu berrak bir dille aktarılıyor.

İlgimi çeken makalelerden biri de Prof. Dr. Martina Heßler’in kaleminden “Makinenin Hatasızlığı İllüzyonu Üzerine” başlıklı yazı oldu. Heßler, teknoloji şovenizmine dayalı düşüncenin ve kusursuz makine hayalinin hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü vurguluyor. Günlük yaşamda teknoloji kaynaklı hataların sıkça deneyimlenmesine, hatta kimi zaman büyük kazalara yol açmasına rağmen, “kusursuz makine” imgesi insan zihninde inatla yaşamaya devam ediyor.

Özellikle yapay zekânın hızla yaygınlaştığı günümüzde insanın teknolojinin yanılsama ağına düşme riski son derece güncel ve kritik bir mesele. Bu bağlamda Heßler’in uyarısı yaşamsal önemde: İnsanlar, bir anlamda “yapay zekâ çobanları” olmak zorundadır; olası hataları daima hesaba katmayı, hatta önceden öngörmeyi öğrenmelidir. En önemlisi ise yapay zekânın karmaşıklığı insan kavrayışının sınırlarını aştığında, bunu fark edebilme yetisini geliştirmektir. İnsanın yapay zekânın güttüğü koyun değil, onun sorumluluğunu üstlenen bir çoban olması zorunluluğu giderek daha da belirginleşiyor. Ancak bunun için ciddi bir zihinsel dayanıklılık ve eleştirel farkındalık sistemi geliştirmek kaçınılmaz.

Prof. Michael Pauen’in, “Yıkılan İllüzyonlar ve ‘Büyük Kırılmalar’” başlıklı makalesinde Sigmund Freud’un formüle ettiği üç büyük kırılma (Kopernik, Darvin ve bilinç kırılmaları) bağlamında işlediği illüzyonlar da ilginçti. Ona göre asıl aşılması gereken yanılsama, bizim ya da atalarımızın temelden hatalı bir yanılsamanın kurbanı olduğu inancı. Bilimsel ilerleme, ancak ciddiyetle ele alınan teoriler üzerinden mümkün olabilir.

Prof. Hanno Sauer, ahlaken ilerlemenin bir illüzyon olup olmadığı sorusu etrafında makalesini örgülerken, Prof. Jean-Pierre Wils illüzyonların nasıl umut aracılığıyla pazarlandığını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Wils’in şu tespiti de son zamanlardaki en gerçekçi yaklaşımlardan: Umut hem gerçeklerden kopuk ütopyacılığa hem de korkuyla korunan statükoya körü körüne bağlanan “gerçekçilik saplantısına” mesafe koyabilmelidir. Aksi hâlde başarısızlığa mahkûmdur.

Orta bölümdeki röportajda çağdaş filozoflardan biri “insanın en kalıcı illüzyonu, kendisini dünyadan ayrı sanmasıdır” diyor. Aslında bu cümle derginin ruhunu da ortaya koyuyor: İnsan hem dünyanın içinde hem de ondan kaçmaya çalışan bir varlık. Röportaj, felsefenin günümüzdeki kamusal işlevine dair bazı soruları da gündeme taşıyor: Yanılsamalarımızı ne ölçüde kolektif olarak üretiyoruz? Felsefe, bu ortak rüyayı bozabilir mi – yoksa onun bir parçası mıdır?

Prof. Dr. Thomas Macho’nun “Ruha Açılan Pencere” başlıklı makalesi, görme engelli insanların rüyalarında canlı imgeler görebildiğine dair araştırmalara yer vererek, ‘gözsüz görme’ olgusuna ışık tutuyor. Görenlerin, maruz kaldığı bunca dehşete nasıl dayanabildiği sorusundan hareketle, körlüğün de kendine özgü bir armağan olabileceği düşüncesi dile getiriliyor.

Rüdiger Vaas’ın “İrade Özgürlüğü Bir İllüzyon mu? – İnsan Özerkliğinin Sınırları” başlıklı nitelikli makalesi irade konusunu işliyor. Vaas, evren­de her şeyin neden-sonuç ilişkileriyle belirlendiği ya da buna ek olarak kör rastlantıların devrede olduğu varsayımlarından hareketle insanın karakter özelliklerini, duygularını, düşüncelerini, niyetlerini ve eylemlerini nihai anlamda seçemeyeceğini tartışıyor.

Derginin son bölümündeki kısa denemeler ve kitap incelemeleri, ana temayı yansıtan küçük aynalar gibi işlev görüyor. Yapay zekâ ile mutluluk üzerine yapılan söyleşi, insanın yapaylaştıkça mutluluktan da uzaklaşabileceğini iddia ediyor. “İnsanın illüzyona ihtiyacı var mıdır?” sorusunu yönelten mikrofona verilen cevaplar da iki sayfayla dergiye ayrı bir renk katıyor. İşte onlarca örnekten birkaçı: “İllüzyonlarla insan kendini manipüle eder.”, “İllüzyonlar karakteri biçimlendirir.”, “İllüzyon olmadan hayal, hayalsiz de gelecek olmaz.”

Farklı bakış açılarıyla dergide yer alan yirmi kadar yazının yaklaşık yarısına kısaca değinerek dergi hakkında genel bir resim oluşturmaya çalıştım. Makale, söyleşi, deneme, eleştiri gibi farklı türlerle işlenen tematik derinliğin başarılı biçimde ortaya konduğunu belirtmeliyim. Bununla birlikte insanı kendi düşüncesiyle baş başa bırakabilen belli bir mesafede durması Journal für Philosophie’yi keyifle okumamın sebeplerinden sayılabilir. Böylece dergi, okuru yalnızca düşünmeye değil, kendi düşüncesindeki illüzyonları da fark etmeye davet ediyor.

51
OKUMA

AYNI KATEGORİDEN

Related Posts

İnsansız Dünya Gücü

İnsansız Dünya Gücü

Daha Fazla Yükle

MANŞETTEN

Tahta bavullardan kurulan tahtlara

Tahta bavullardan kurulan tahtlara

​ Ozan Yusuf Polatoglu

İçinde bulunduğumuz yolun başlangıç noktalarını hatırlarken, geçtiğimiz safhaları değerlendirirken, kendi kendimize, “nereden nereye” diye sormak durumunda kalırız. Şüphesiz değişen, gelişen...

Elyazısına elveda mı?

Elyazısına elveda mı?

​ Muhammet Mertek

Önce sayıları her geçen gün artan öğrencilerde düz yazı ve elyazısı problemini gözlemledi. Görev yaptığı okulda diğer sınıflarda edindiği izlenimlerini...

Kız Kulesi’ne sığınmak

Kız Kulesi’ne sığınmak

​ Arifhan Akpinar

Sıradan bir gündü. Sindrella’nın ayakkabısının diğer tekini de kaybetmiş gibi bedbin bir hali vardı. Beşiktaş’tan Taksim’e gelip oradan İstiklal Caddesi’ne...

EN ÇOK OKUNANLAR

Basılı medya ve kitapla birlikte dil de mi ölüyor?

Basılı medya ve kitapla birlikte dil de mi ölüyor?

Elyazısına elveda mı?

Elyazısına elveda mı?

Türküler, insan ve acılar

Türküler, insan ve acılar

Next Post
Neyi ve kimleri niçin eleştiriyorum?

Neyi ve kimleri niçin eleştiriyorum?

SENFONİ – Toplum · Kültür · Sanat Dergisi

Senfoni; toplum, kültür ve sanatın farklı seslerini buluşturan bağımsız bir dergidir.
Yayımlanan yazılar, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır.

Son Yazılar

  • 5. Senfoniyi dinlerken
  • Tahta bavullardan kurulan tahtlara
  • Elyazısına elveda mı?

Kategoriler

  • Bilim & Felsefe
  • İnsan & Eğitim
  • Kitap – Yorum
  • Kültür & Sanat
  • Manşet
  • Toplum & Siyaset

© 2026 Senfoni · Toplum · Kültür · Sanat Dergisi | Tasarım INNOWelt | Künye | Veri Güvenliği

No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • İnsan & Eğitim
  • Kültür & Sanat
  • Toplum & Siyaset
  • Bilim & Felsefe
  • Kitap – Yorum

© 2026 Senfoni · Toplum · Kültür · Sanat Dergisi | Tasarım INNOWelt | Künye | Veri Güvenliği